UYANIK GAZETECİ Kaza yerinin etrafını polis kordonu ve meraklı bir kalabalık çevirmiştir.Gazetesine iyi bir haber yetiştirmek isteyen muhabir,çemberleri aşamayınca bir kurnazlık düşünerek seslenir: -Yol verin!Yol verin!Ben kaza kurbanının oğluyum! Yol verirler,muhabir yaklaşır.Bir de bakar ki;arabanın önünde bir eşek cansız yatmaktadır. ____________________________________________________________________
KAYSERİLİ Oğlu, Kayseriliden para istedi: - "Baba 500 bin lira verir misin?" Kayserili : - "400 bin mi? Naapcan lan 300 bini. 200 bin neyine yetmiyor. Al sana 100 bin yeter." der ve çıkartıp 50 bin lira verir. Bunun üzerine oğlu pişkin pişkin güler:
- "Baba bana zaten 50 bin lira lazımdı." Kayserili :
- "Bak kerataya, sahte para vermesem kazıklayacaktı beni.." ______________________________________________________________________
FİRAR Ufak bir suçtan hapse düşen Temel'in koğuş arkadaşı sık sık hastalanmakta haftada bir doktora gitmektedir.Adamın doktordan her gelişinde bir uzvu kesilmektedir.Bir gün bacağı,sonra kolu,eli...Son gelişinde Temel koğuş arkadaşının kulağına eğilir manalı bir gülüşle: -Uy!Hemşerim sanmaki anlamayrum,bağa öyle geliyoki galiba sen kısım kısım firar edeysun... _________________________________________________________________________
FIRILDAK MÜDÜR Toplam Kalite Yönetimi Kursu nu bitiren okul müdürü, üniversitedeki hocalarını sık sık ziyaret etmekte, okulunda Toplam Kalite Yönetimi ne geçtiğini ve gelip sonuçları görmelerini istemektedir. Israrlara dayanamayan hocalar, okulu ziyaret ederler. Okulungirişinde “Vizyonumuz” , “Misyonumuz” ,“İlkelerimiz” ile başlayan süslü cümleler çerçeveletilip bir güzel asılmıştır. Hoca, okulun girişinde karşılaştığı hizmetliye sorar: -Sizin müdür Toplam Kalite Yönetimi ne geçmiş ,doğru mu? - Ya, öyle mi !? O, zaten fırıldağın tekidir, şimdi oraya mı geçti!? - !!!!! _________________________________________________________________________
İŞARET Balığa çıkacak olan Lazlar konuşuyorlarmış : - Dün balık avladığımız yeri işaretledin mi ? - Evet kayığa işaret koydum - Aptal! Ya bugün başka kayıkla balığa çıkarsak !
__________________________________________________________________________
TUTUKLAYIN - Komiser bey, beni tutuklayın. Karıma beş el ateş ettim. - Öldü mü? - Hayır, hiçbiri isabet etmedi. - Öyleyse neden tutuklanmayı istiyorsun? - Karım beni arıyor da...
_________________________________________________________________________________
BOYACI LAZ Laza karayollarını boyama işi vermişler. Laz başlamış çalışmaya. İlk gün tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış: - Hayırdır evladım iyi çalışıyordun ? - Ben yine iyi çalışıyorum - İyi ama dün 50 metre bugün de 10 metre boyamışsın. - E... haliyle. İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya basladı. _____________________________________________________________________________________________
KUYUMCU İLE KÖYLÜ İstanbul’un taşı toprağı altındır diyerek memleketinden kalkıp gelen bir köylü, kuyumcu dükkanının vitrinini hayran hayran inceliyormuş. Kuyumcu köylünün kıyafetinden dolayı birazda aşağılayarak: "Ne bakıyorsun öyle hemşerim?" demiş. "Hiç... Sizin dükkanda ne sattığınızı merak ettim." Adam alay edercesine cevap verir: "Biz eşek kafası satıyoruz." Adam: "Allah versin... İşleriniz iyi gidiyora benziyor." Kuyumcu: "Nereden bildin iyi gittiğini", Adam: "Baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!" ___________________________________________________________________________________________________
KARIŞIK Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu: - Bu eşekle nereye gidiyorsun? - Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun? Komşu aldırışsız: - Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun? ___________________________________________________________________________________________________________
YASSI TAVUK Karadeniz'i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş. Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri girmiş ve : - Afedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en azından parasını vereyim diye. Acaba bu tavuğun sahibi kim ? Bunun üzerine hep beraber tavuğa bakan Lazlar : - Hemşerim sen yanlış geldin. Bizim köyde böyle yassı tavuk bulunmaz.
________________________________________________________________________________________________________________________
ZOR SORU Öğrencinin biri sınavda soruları yanıtlamak için zar atıyormuş 1 gelirse A iki gelirse B... 5 gelirse E vs. 6 geldiği zaman tekrar zar atıyormuş. Bir atmış altı gelmiş, bir daha atmış yine altı gelmiş, bir kaç defa daha atmış yine altı gelince: -Bu soru çok zor bu soruyu geçeyim, demiş.
____________________________________________________________________________________________________________________________
GERÇEK OLAY Felsefe ögrencisi ilk sınavını oluyormuş. Sınav kağıdında tek bir cümle varmış; "Bu bir soru mudur?" tartışınız. Kısa bir süre düsündükten sonra yazmış; "Eğer o bir soruysa, buda bir cevap tır." Ögrenci sınavdan 100 almış. ____________________________________________________________________________________________________________________________________
CENAZE Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: ’Hocam, cenaze töreninde bir tabutun neresinde gitmek gerekir.’ Nasreddin Hoca da soruyu sorana şöyle der: ’İçinde gitme de, neresinde gidersen git.’
______________________________________________________________________________________________________________________________ BURADA BEKLİYORUM İki deli oturuyormuş, birisi aniden ayağa kalkmış ve yürümeye başlamış. Oturan deli sormuş: - "Nereye?" - "Seni aramaya.." - "İyi.. Çabuk gel, ben seni burda bekliyorum..
_______________________________________________________________________________________________________________________________ TELGRAF Avukat, müvekkillerinden birine telgraf çekti: "Kayınvalideniz dün gece öldü. Gömülmesini mi, mumyalanmasını mı, yoksa yakılmasını mı sağlayalım?" Ertesi gün cevap geldi: "Emin olmak isterim. Her üçü de yapılsın."
______________________________________________________________________________________________________________________________________ VERMENİN ZEVKİ Nasreddin Hoca,eşşeğini kaybeder.Bunun üzerine her tarafa haber salar.Ey ahali!Eşşeğimi kim bulursa,eşşeği ona hediye edeceğim.Bu haberi duyanlardan biri Hocaya sorar: Ey Hoca madem eşşeği buluna hediye edeceksin,o halde neden arıyorsun? Hoca: Bre cahil adam,der,sen bulmanın zevkini tatmışsın ki,vermenin zevkinden ne anlarsın!
_________________________________________________________________________________________________________________________________________________
HİÇ KİMSE BAĞIRMAMIŞ Dil bilgisi dersinde öğretmen öğrencilere sordu: -"Bağırmadım, bağırmadın, bağırmadı" deyince ne anlarsınız? diye sordu. Kimseden çıt çıkmıyordu. Öğretmen bütün öğrencilerin birden parmak kaldırmasını beklediği için, hayal kırıklığına uğradı. Neden sonra ön sıralardan Temel ayağa kalkarak söz hakkı istedi. Öğretmen söz verince de cevapladı: -Önemli bir durum yok efendim. Hiç kimse bağırmamıştır.
______________________________________________________________________________________________________________________________________________________
MAÇ İki Karadeniz takımı: Ordu sporla Sinop maç yapıyorlarmış. O esnada stadın yanından bir tren geçiyormuş. Sinoplular trenin düdüğünü hakemin bitiş düdüğü zannetmişler. Ve sahayı terk etmişler. Kalan 85 dakikada Ordu spor da gol atamayınca maç 0-0 berabere bitmiş.
________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
TASARRUF Temel'in oğlu kan ter içinde koşarak eve gelir. -Uy buba tam yuzbin lira tasarruf ettum, otobüse binmeyip yaninda koştum. Temel biraz kızgın; -Ula oğlum ha biraz daha akilli olsaydun da taksinin yanunda koşsaydin ya. Daha çok kazanirdun.
_______________________________________________--___________________________________________________________________________________________________________________ EKSİK PARA Küçük Ahmet, bakkala öfkeyle sordu: - Neden hep küçük yumurta veriyorsun? - Taşıması , kolay olur da ondan. Ahmet eksik para verip yumurtaları alıp giderken bakkal seslendi: - Ama sen eksik para verdin. Küçük çocuk arkasına dönüp gülerek: " Para daha çabuk sayılır da..
__________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________ TADI TUZU Nasreddin Hoca’nın çocukluğunda annesi komşuya soğan istemeye gönderir. Nasreddin komşunun kapısına gelince içeriden gelen konuşmaları duyar. Kapıyı çaldığı anda konuşmalar kesilir. Biraz bekler, fakat kapıyı açan olmaz. İkinci defa daha kuvvetlice çalar. İçerden kulağına gülüşme sesleri gelir. Bu duruma canı sıkılır. Evine döner. Annesine, komşu gezmeye gitmiş, der. Akşam yemeğinde soğansız, lezzetsiz çorbayı içerler. Aradan birkaç gün geçer. Nasreddin’in evde yalnız olduğu bir gün kapı çalınır. Nasreddin kapıyı açar. Gelen komşunun oğludur. Komşunun oğlu: “ Arkadaşım nasılsın? Evde yemek pişiriyorlar. Aksilik bu ya tuz kalmamış. Tuz istemeye geldim “ demiş. Nasreddin: “ Geçen günlerde size soğan istemeye gelmiştim. Kapıyı bile açmadınız. Üstelik bir de gülüyordunuz. En çok da senin sesin duyuluyordu. Biz o akşam çorbaya sizin gülüşlerinizi doğradık. Pek lezzetli oldu. Şimdi sen benden tuz isteme. Tuzun yerine şu kahkahaları yemeğe karıştırın. Tadı tuzu yerine gelir “ der ve hah hah ha diye güler.
______________________________________________________________________________________________________________
FOTOĞRAFÇI Temel bir gün fotoğrafını çektirmek istemiş. Fotoğrafçıya; - Ben fotograf çektirmek istiyorum. Lakin vesikalık olmayacak. Fotoğrafçı; - Olur efendim. 24 çarpı 32'ye ne dersiniz? Temel; 432 eder de, haçan punin konimuzlan ne alakasi vardur?
_____________________________________________________________________________________________________________________________________________
SENDEN HIZLI KOŞSAM YETER Bir Amerikalı ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahları da birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş.Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri fark edince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş : -Ne o, aslandan hızlı mı koşacaksın ? -Yoo, senden hızlı koşsam yeter
|